Derin Denizlerdeki İki Milyar Yıllık Ortak Atamız: Asgard Arkeleri

Derin Denizlerdeki İki Milyar Yıllık Ortak Atamız: Asgard Arkeleri

İnsanlığın ve dünyanın üzerindeki tüm gelişmiş yaşam formlarının kökenleri, milyarlarca yıl öncesine dayanan karmaşık bir genetik gizem barındırıyor. Teksas Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırma projesi, deniz tabanındaki tortularda gizlice yaşayan yüzlerce mikroorganizmanın genom analizini gerçekleştirdi. Bu kapsamlı çalışma, biyoloji alanında devrim niteliğinde veriler sunarak bilim dünyasında önemli bir etki yarattı. Elde edilen bulgular, bitkilerden hayvanlara kadar tüm ökaryotik yaşam formlarının kökenini, deniz diplerinde keşfedilen bir mikrop grubuna atfediyor. Bilim insanları, bu özgün canlı grubunu “Asgard arkeleri” olarak tanımlıyor.

Okyanusların derinliklerinden elde edilen bu yeni arke grubu, literatürde “Hodarchaeales” ya da kısaca “Hod” olarak biliniyor. Hod arkelerini eşsiz kılan temel özellik, bünyelerinde taşıdıkları özel protein yapıları. Araştırmacılar, daha önce yalnızca insan gibi karmaşık organizmalara özgü olduğu düşünülen bazı proteinlerin bu mikroskobik canlılarda da bulunduğunu keşfetti. Çalışma ekibinin bir üyesi olan Doç. Dr. Brett Baker, klasik bir arkeden gelişmiş bir organizmaya geçişin bu kadar net bir şekilde gözlemlenmesinin ilk kez gerçekleştiğini belirtirken, Hod mikroplarını arke aleminin ikiz kardeşleri olarak tanımlıyor. Bu antik grubun ismi, İskandinav mitolojisindeki kör tanrı Hod’dan geliyor. Yaklaşık iki milyar yıllık geçmişe sahip olan bu mikroskobik canlılar, günümüzde derin deniz tabanlarında ve aşırı sıcak kaplıcalarda yaşamlarını sürdürüyor.

Gelişmiş yaşam formlarının yeryüzünde nasıl ortaya çıktığı sorusu, bilim insanlarını uzun bir süredir düşündürmekte. Genel olarak kabul gören teoriler, günümüzden 1.6 ila 2.2 milyar yıl önce tek hücreli bir mikrobun, oksijen kullanan bir bakteriyle simbiyotik bir yaşam kurduğunu ve bu durumun evrimi başlattığını öne sürmektedir. Saygın bilim dergisi Nature’da yayımlanan çalışmanın ortak yazarlarından Valerie De Anda, yürüttükleri projeyi bir tür fantastik zaman makinesi olarak tanımladı. Fosil kalıntıları yerine günümüz mikroplarının genetik kodlarını inceleyen uzmanlar, karmaşık yaşamın başlangıcına inerek atalarımızın moleküler planını çözmeyi başardı. Milyarlarca yıl önce sıcak su kaynaklarında başlayan o ilk kıvılcım, günümüzde gezegenimizi saran devasa yaşam çeşitliliğinin kapısını aralamaktadır.